güncelim

Hilmi Atilla ÖZBANK

SM. Mali Müşavir

 

SPOR MU, KANSIZLIK MI?

 

Spor; gençlerin fiziki ve fikri gelişimini, böylelikle sağlıklı ve ahlaklı nesillerin toplum düzenine uyumlu ve topluma katkı sağlayacak düzeyde yetiştirilmesini sağlamayı amaçlayan bir eğitim aracıdır.

 

Okullar dışında spor eğitimini spor kulüpleri üstlenmiştir. Peki amaca ulaşılabilmiş midir?

 

11 mayıs 2013 cumartesi günü Reyhanlı’da çifte patlama oluyor. İlk etapta 30 vatandaşımızın (genç, çocuk, yaşlı, kız, erkek, annesine hediye almaya gitmiş yavrular) vefat ettiği ve çok sayıda ağır yaralı ile yaralı olduğu manşet haber olarak yayınlandı ve Türkiye’de bunu duymayan kalmadı.

 

Ulusal yas ilan edilmesi önerileri arasında aynı gün Beşiktaş-Gençlerbirliği maçı İnönü stadyumunda başlamadan önce bir saygı duruşu yapıldı. Trübünlerde genç kız ve genç erkekleri saygı duruşu sırasında gülerken, şakalaşırken, çeşitli hareketler, danslar, şaklabanlıklar yaparken gördüğümde kanım dondu. Tüylerim diken diken oldu. Bu kızlar mı yeni nesillerin annesi olacaktı? Bu genç erkekler mi baba olacaktı? Bu kansız nesli hangi kansızlar yetiştirdi? Anneler ağlarken, o gün bir çok çocuk öksüz ve yetim kalmışken, bu ne yüzsüzlük, bu ne vijdansızlık, bu nasıl bir vurdumduymazlıktı? Aynı rezalet İstiklal Marşı söylenirken de vardı. Zaten bu gençlerin İstiklal Marşı’nın anlam ve önemini de bilmedikleri, bilselerde değer vermedikleri her hallerinden belliydi. Üstelik bu rezalet bu ülkenin milli kahramanlarından İsmet İNÖNܒnün adını taşıyan stadda oluyordu. İsmet Paşa şimdi sağ olsaydı, ismini balyoz  ile kırar geri alırdı.

 

Ligler o hafta niye ertelenmedi? TFF bunu kendine sormalı. TFF yönetici ve kurullarının üyeleri bu vaziyeti görmediler mi? Düşünmediler mi?

 

Ertesi gün bir derbi maçı vardı. Fenerbahçe Şükrü Saraçoğlu stadında, FB ve GS karşılaşacaklardı. Tribünlerde saygı duruşu ve İstiklal Marşı sırasında yine aynı rezalet. O görüntüleri Şükrü Saraçoğlu görseydi “ismimi stad tabelalarından silin” demez miydi?

 

Ben bir GS taraftarıyım. 1982-1990 tarihleri arasında, tarihini tam olarak hatırlayamadığım bir zamanda, Ali Sami Yen stadında oynanan GS-BJK maçından sonra, GS taraftarları BJK taraftarı olan OKTAY isimli bir genci bıçaklayarak öldürdüler. OKTAY benim Kumburgaz sahilinde kumda top oynadığım, yaşından öte efendi, istikbali parlak zeki bir gençti. Körük gibi ciğerleri vardı ve futbolu çok severdi. Kendi yaşıtlarına veya küçüklerine bile kötü bir söz sarfettiğini, küfür ettiğini hiç görmemiştim. OKTAY’ın vefatından sonra taraftarı olduğum GS maçlarına ve  Ali Sami Yen stadına hiç gitmedim.

 

Son FB-GS maçı ardından, GS’nin tatile çıktığını ve oynamadığını, FB’nin ihtiyacı olan puan için yüklendiğini, hakemin hataları ile bir kere daha rezil olduğunu, GS’nin FB’ye değil, hakeme yenildiğini filan konuşmayı tercih ederdim. Sahaya çok sayıda yabancı madde ve kırık kanyak şişesi atıldığını, muz ile ırkçılık yapıldığını filan tartışmak isterdim. Ama hayır. FB’nin portekizli oyuncusunun kırmızı kart gördüğü için sahadan çıkan Sabri’ye edep yerini tutarak gösterdiğini bile konuşmak istemiyorum.

 

Çünkü artık spor, futbol konuşamıyoruz. İçimizden gelmiyor. FB takımının “MİLLETİN BAŞI SAĞOLSUN. TFF” pankartını, sadece TFF imzalı olduğu için sahaya çıkartmadığını öğrenmek beni kahretti. Nasıl bir nefrettir bu? Saygı duruşu sırasında ve İstiklal Marşı söylenirken istikbalimizi emanet edeceğimiz gençlerin rezilliklerini görmek, ANNELER GÜNÜNDE ANNELERİN AĞLADIĞI, ANNELERİN BİR GÜN ÖNCE ÖLDÜĞÜ, ANNELERİN HASTANEDE YAŞAM MÜCADELESİ VERDİĞİ GÜNDE, oynamayan GS’yi, hakem hatalarıyla yenen AYKUT KOCAMAN’ın dizginleyemediği mutluluğunu görmek, GS futbolcularının saha içinde şampyişonluklarını kutlamalarını görmek, beni kahretti, kanımı dondurdu.

 

Biz gençliğimizde, GS tribünlerine giremediğimiz zaman FB tribününe FB’li arkadaşlarımızla girerdik ve oradaki her FB’li bizim GS’li olduğumuzu bilirdi. Hiç hakaret ve darp görmedim. Tam tersine meşrubat ve kuruyemiş ikram edilmiştir. FB’li arkadaşlarım da GS tribünlerine gelirdi. Aynı şekilde ağırlanırdı.

 

Şimdi, taraflar deplasmana, ayrılmış tribünlere bile gidemiyor, yolda üzerinde ki forma yüzünden öldürülüyor. Birde bunun marşını yapmışlar. “Futbol holiganlıktır, holiganlık adam bıçaklamaktır.”

 

Ve BURAK isimli FB’li genç öldürülüyor. BJK’lı OKTAY kardeşimin yanına gidiyor. Bu mu spor? Bu mu futbol?   

 

Ben şampiyonluğa sevinemiyorum. Çünkü bu kansızların yaptıklarını görünce kanım dondu. Yazıklar olsun. İstikbalimiz bu gençlere mi emanet? Yazıklar olsun! Bizi bu duruma getiren TBMM üyelerine, Hükümete, TFF’ye, kulüp yöneticilerine, takımlara, hepsine yazıklar olsun!

 

Şampiyon olsak ne olur, Reyhanlı saldırısının acıları üzerine, BURAK kardeşimin kanı üzerine sevinebilir miyim? Benim gibi düşünen FB’liler GS galibiyetine sevinebilir mi? Sevinenler ve kutlama yapanlarda kan var mı? Kansızlar, kanımı dondurdular. Yazıklar olsun!

Saygılarımla,
Hilmi Atilla Özbank
15-05-2013

ÖZBANK KİMDİR ?

H.Atilla Özbank 1956 yılında Ankara’da doğdu.
İ.İ.T.İ. Akademisi Şişli S.B.Yüksek Okulu’ndan 1979 yılında mezun oldu.
1977-1980 tarihleri arasında çeşitli Noterliklerde Katip, Başkatip, Noter Vekilliği,
1980-1987 tarihleri arasında çeşitli bankalarda Müfettişlik ve Yöneticilik görevlerinde bulundu.
1987 yılında 3568 sayılı kanun yürürlüğe girene kadar Mali Müşavirlik ve Bağımsız Denetçilik yaptı.
Halen Serbest Muhasebeci Mali Müşavir ünvanı ile çalışmaktadır.
Evli ve üç çocuk babasıdır.
“Tekdüzen Hesap Planı ve Mali Tablolar Açıklamaları ile Örnekli Uygulama Kılavuzu” 
 ve
“Taşıtların Özellik Arzeden Muhasebe Kayıtları Örnekli Uygulama Kılavuzu” isimli iki adet kaynak kitabı vardır.
Amatör Denizci ve Yelkencidir.
Çeşitli Denizcilik Dergilerinde yazıları mevcuttur


DİĞER YAZILARI