Yıl:38  Sayı: 379  NİSAN  2018 Mükellef 

 

İKMH Panelinde 7103 ve 7104 sayılı TORBA kanunlarla  getirilen düzenlemeler tartışıldı

Sunumlarını S. Zelha KIŞLAK'IN (soldan 2.)  Oturum başkanlığını SMMM Dr. Erol ÇELEN Soldan 4.) yaptıkları   İstanbul Katılımcı Muhasebeciler Hareketinin (İKMH)  panelin konuğu  HDP Milletvekili Garo PAYLAN  (soldan 3 ncü ) Müteselsil sorumluluğu Engelliyemedik Nisbi aidatlarla ilgili öneriyi geri çektirdik. Panalistlerden   YMM Şükrü ŞENALP (sol başta)  Paylan ında bahsettiği 7103 ve 7104 sayılı yasalar la ilgili genel bilgilendirmede bulundu. SMMM Hayri GÖRE (Sağ başta) özellikle 3568 sayılı meslek yasasını  taslaktaki 8/A  -20-22-23 maddelerinde yapılan değişiklikleri anlattı, Prof Dr.İzzettin ÖNDER (soldan 5.)  ise ülkenin içinde bulunduğu İktisadi durumun uygulanan liberalizm ilişiğinde tarihsel gerekçelerini anlattı.

ÖNDER Sarıyer Bölgesinden Hüseyin YILMAZ sorusuna cevaben de 1600 lerde sermayenin olmadığı dönemde emeğin sahibi emeği üretendi.  Sermaye oluşunca eskiden ülkenin şartlarına göre dolaşıyordu.

Şimdide  kendi şartlarını koşuyor. Neo Liberalizm karşı  ATATÜRK 1923 (1.İktisat Kong) 1923’te İzmir İktisat Kongresi’nde  aynen şöyle söylüyor “ Yabancı sermaye gelsin ancak bizim kurallarımıza uymak koşulu ile”..demiştir.

 Garo Paylan'ı MükellefTV den izlemek için tık   Panelin tamamını MükellefTV den izlemek için tıklayınız...Soru Cevap bölümü için tıklayınız

Soru Cevap

Şükrü Şenalp: KAT KARŞILIĞI İNŞAAT İŞLERİNDE maliyet bedeli ile ilgili soruya
Arsa satışında gayrimenkulun maliyet bedel yapılan harcamalar bazında, harcamaların tutarında belirli bir tutara erişilecek bu tutarın arsa payına tekabül eden kısmının faturası düzenlenecek.Bu fatura sadece Katma Değer Vergisinin hesaplanmasında bir anlam ifade edecek.Aktifine ya da gider olarak kaydetmeyecek. Arsasının bedeli firmanın almış olduğu binalarının karşılığıdır. Emsal bedeli başlıklı bölümde de maliyet bedeli ortaya çıkartılıyor. Maliyet bedelini oluşturan unsurlar hesaplandıktan sonra bir fatura düzenleniyor. Toptan satışlarda % 5, perakende satışlarda %10 bunun üzerine ekleniyor.
Arsa sahibinin vergi mükellefi olup olmaması

Hüseyin Yılmaz alt foto ayamta
Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu yerel yönetimlerle ilgili Konya’daki toplantıya katılamadı gönderdiği yazıda hangi çıkarımda bulunarak “ Türkiye’nin neo liberal politikalardan vazgeçmesi gerektiği söyledi ? Soruma  İzzettin Önder hoca dan  açıklama bekliyorum.

 İzzettin Önder : cevaben Bu toplantıya katılmak isterdim, çok da iyi olurdu. Liberalizm anlamlı bir kavramdır. Liberalizm taa 1600’lerin sonunda ortaya atılmış aslında herkesin her istediğini yapabilmesini ortaya koyan bir kuramdır.O zaman sermaye yoktu. Onun felsefesi şu idi insanın tek üretim aracı kendi emeğidir. Bir de doğanın bize bahşettiği tabiat vardır.Emek ve tabiat bir araya geldiğinde bir ürün ortaya çıkar Bu ürünün sahibi kim olacaktır, tabi emek olacak. Emek değer teorisi denen taa mantığa kadar gelen bu. O zamlar çok doğru idi. Çünkü sermaye yoktu. Bugünkü farkı eskiden bütün dünyayı dolaşan sermaye ülkenin kurallarına göre dolaşıyor idi hatta Atatürk 1923’te İzmir İktisat Kongresi’ndeki aynen şöyle söylüyor “ Yabancı sermaye gelsin ancak bizim kurallarımıza uymak koşulu ile” .Bunun örneği olarak Shell’i söyleyebiliriz. Shell iki türlü satış yapar birincisi çıkarttığı ürünü(bir tek Shell’in petrol çıkartma hakkı vardır Türkiye’de) satar, bir de perakende satış yapar. Dolayısıyla çıkarttığı petrolden elde ettiği karı 1985 yılına kadar transfer edemezdi. 1985 yılından sonra serbest bırakıldı. Artık sermaye gittiği ülkenin hukuk kurallarına göre değil kendi hukuk sistemine göre hareket eder. Bu durumda artık ülkelerin yasaları yoktur. Hatırlarsanız Mümtaz Soysal özelleştirmeye karşı davalar açtı, başka hocalar yok mu, var. dedi

İZZETTİN ÖNDER Anayasadaki “toplumsal menfaat, ulus yararı“ hükmü değiştirildi. Bu bir gidişat buna karşı dikkatli olmamız lazım. Kılıçdaroğlu muhtemelen bunu fark ediyor, bunu mimarı Selin Sayek Böke gibi geliyor bana..Bir siyasi iktidar halkına dayanırsa, bölmeden onları ihtilafa düşürmeden bütün kararların halktan çıktığı imajının tüm dünyaya verebilirse bunu yapar. Bunun örneği vardır.Amerika Irak’a kuzeyden girecek idi, siyasiler anlaşmış idi, parlamento son anda müsaade etmedi.Bu yüz akımızdır.

Bir de yüz karamız vardır biliyorsunuz. O da Bush’un Özal’a bir telefonu ile Irak petrol boru hattını Birleşmiş Milletler kararı olmadan kesmesidir. Bush neyi düşündü halkı saymıyor, reisi de saymıyor zaten tek iktidar bu her şeyi yapabilir dedi. Onun için parlamento, Bakanlar Kurulu istemezler Türkiye’de. Bu blok yönetimdir.Buna doğru gidiyoruz. Habire torba yasalar çıkar.Ayrı ayrı yapsa anlaşılır. Böyle çok tartışılmaz. İşte 36 tane KHK bir anda meclisten geçti.Ohal içindeyiz, kalksa bile devam edecek yasalar yapılmaya. İşte bunu anlamalıyız artık. Siyasiler de adam gibi dayanırsa halkına, halkın bir kesimine değil, halkına birbirimize düşürmeden o zaman bu büyük güçlere karşı durabiliriz.
 

YMM Sinan Arslan :
Meslek siyasetinin kötü gittiğinin düşünüldüğü bu yıllarda panalistler okültist yaklaşımın dışına çıkılarak gerçekçi bir yaklaşım sunmuş oldular. Küçük bir soru ile bir katkı sunmaya çalışacağım.7104 kanunun değişen maddesini düşündüğünüz zaman devreden KDV’nin iade edilmesi sonradan çıkarılmasına rağmen 3568’deki 8a maddesi tamamen devreden KDV’nin iadesi için çıkarılmış olduğunu hatırlatmak istedim. Ama kanun maddesine baktığımız zaman bunu söyleyemiyoruz. Ben yanlış hatırlamıyorsam Hayri beyden belirtmesini rica ediyorum. Kanunun gerekçesinde sadece ve sadece devreden KDV’nin iadesi kanundan çıkarıldığına göre 3568 deki 8a maddesinin yürürlüğe girdiği zaman Maliye Bakanlığı’nın neleri  dikkate alıp almayacağı konusunda ne düşünürsünüz?


Hayri Göre Cevaben.
Çok doğru bir soru.Biz de zaten 8.madde sanıyorum çıkarıldığı zaman taslaktan. Tamam o zaman SMMM’lerin de rapor düzenleme yetkisi kalktı.Çünkü gerekçesinde sadece devreden KDV’nin iadesi ile ilgili raporlara dayanak teşkil etmek üzere SMMM’lere bu yetkiyi veriyoruz demişti.

Hatta mecliste sanıyorum MHP milletvekiliydi meclis görüşmeleri esnasında “ ya arkadaşlar siz bu 8.maddeyi devreden KDV iadesini kaldırdığınızda sonuçta biz niye görüştük halen SMMM’lere yetki verildi diye tartışıyoruz bunu anlamadık” dedi.

Yasanın şu haliyle o kadar şey yasalar hazırlanıyor ki mecliste. Yasa yapma tekniğine uygun olmayan yasalar bence.

Bu gerekçede olan kısım şu haliyle mevcut bütün KDV iadeler için SMMM’lerin rapor düzenleme yetkisi kanun hükmü olarak var. Hangi iade türlerini Maliye Bakanlığı yetkisinde.. O yasa gerekçede olduğu gibi büyük ihtimalle farklı uygulama çıkabilir. Devreden KDV çıkabilir. Ancak bundan sonra İhracatla ilgili diğer KDV’lerle ilgili de sınırları koyarak  devam edeceklerini düşünüyoruz.

SMMM meslektaşlar açısından da bunun doğru olduğunu düşünüyorum.Yani ihracat iadesi ile ilgili o sınırı koyarak müteselsil sorumluluğu yeniden gözden geçirilerek devam etmesinden yanayım. Sorun emek harcayanın gerçek karşılığını alması.Yoksa YMM’lerden bir hak kazandık, biz SMMM’den bunu aldık.Bu popülist söylemlere bizim meslektaşların itibar etmeyeceğini düşünüyorum. Farklı bakıyoruz ama Maliye Bakanlığı’nın yetkisi nedir, hangi iade türünü hangi SMMM’nin yapabileceğini belirleyecektir.Yorum yapmıyorum.


Soru: SMMM Duran Erdem

7104 Sayılı Yasanın içindeki ikinci taşıtların ve taşınmazların satışındaki KDV matrahının belirlenmesinde maliyet bedeli işle satış bedeli arasındaki farkın matrah olarak kabulu %18 hesaplanacağı şeklinde idi. Şöyle bir örnekleme yapalım.İkinci el taşıt ve gayrimenkul aldım. Birim 100 TL ve ben bunu satışa arz ediyorum 200 TL, aradaki 100 TL’nin 18 TL KDV’si oluşuyor. VUK hükümlerine göre faturanın düzenlenmesi matrah, matraha dahil olan kısım, örneğin satış bedeli 200 TL , KDV’nin matrahı 100 TL, KDV %18 . Bu durumda 218 TL olarak düzenledi.Uygulama bu yönde olması gerekir diye düşünüyorum. Burada ticari sırların faaliyeti ile ilgili olarak benim ticaret erbabı olarak 2.el gayrimenkul satışından elde ettiğim karımı, ticari sırrımı satış yaptığım kişi veya kuruma kendi kendime söylemiş olacağım. Bir başka açıdan kanun değişmeden önce 200 TL’ya satışa arz ettiğim %1 olarak 2 TL KDV çıkacaktı. Şimdi aradaki 100 TL’nın matraha dahil edilmesiyle 18 TL, burada Maliye İadesi görünmeden daha fazla vergi geliri elde etme yoları bulmuş oldu. Doğru anlamışım..
 

Cevap: Şükrü Şenalp
Özel matrah şekline tabi satışlar var. Bunlar sigara, tiyatro biletleri, sinema biletleri, gazeteler.KDV beyannamesinde özel matrah şekline tabi işlemlerle ilgili bölümde belirtiliyor. Maliyet bedeli ve KDV oranı yazmıyor. Demek ki fatura böyle kesilecek. 100 TL na aldığınız mal var 200 TL’na sattınız 200 TL KDV dahil olarak fatura keseceksiniz. Özel matrah çekline tabidir. KDV dahildir.

Hasan Akdemir
Mali Müşavirlere KDV iadesi yazma yetkisi verilmesiyle ilgili soru sormak istiyorum.Alışkın olduğumuz bir sistem vardı. Sanıyorum Mali Müşavirlerin KDV iadesi ile ilgili bir talebi olmadı. Odaların da böyle bir talebi olmadı. Kanun meclisten böyle çıktı. Bunu çıkaranlar kime fayda sağlamak istedi.Bunu cevabını rica ediyorum. Soru kime sorusuna AKDEMİR sizlere

Şükrü Şenalp yanıtladı.
Maliye Bakanımız popülist bir bakan. Bir hesap yaptı, aslında doğru da bir hesap yaptı, doğru bir hedef kitle seçti.Dedi ki devreden KDV  kadar milyar TL biz bunu ortadan kaldırmak istiyoruz. Mükellef sayısın bir milyon olarak söylediniz ama Mali Müşavirler de şu soruyu sordu devreden KDV neydi ki, Sormadık mı? Herkes sordu ve o paranın üzerine bir hesap yaptı.Bu hesap oralara gelecek birincisi bu.

 Mali Müşavirlerin bu görüşme sırasında İYMMO’sının Yüksek İstişare Kurulu’na üyeyim. Bu konular orada gayri resmi olarak tartışılıyor. YMM Odaları ile SMMM Odaları ayrılsın mı, ayrılmasın mı, TÜRMOB YMMO davet etmiyor, onlar da TÜRMOB’u davet etmiyor böyle şeyler yaşanıyor. Bu konular hep tartışılıyor. Tartışılırken bu kurulda farklı siyasetlerden insanlar da var. Biraz canlı bir tartışma veya bilgilendirme oluyor. Benim gözlemim bu mesleki görüşmeler sırasında TÜRMOB’daki yönetici arkadaşlarımızın meseleyi avuçlarında görmeleri gibi algılıyorum. Gördüler ve üzerine yattılar. Yahya beyden ha bire mesaj geliyor. KDV iadesini sizin için çıkarttık diyor.


ARIKAN ve TÜRMOB temsilcileri mecliste  savunmuş. Savunurken burada başka bir şey oluyor, bunun farkında olmak lazım. Yapılabilen olay şu. Henüz gündemden düşmedi ama Türk Tabipler Birliği, Türk Barolar Birliği ve TÜRMOB gider işte.Yani kanunla kurulmuş kamu tüzel kişiliğine haiz veya yarı kamu tüzel kişiliğine haiz kurumları 2008 yılında yayınlanan Cumhurbaşkanlığı Yüksek Denetim Kurulunun yaptığı bir çalışmaya dayanarak bir hizaya getirilmek isteniyor. Bu hizaya getirmenin çeşitli hamleleri oldu. Bir tanesi de nispi temsil sistemi. Nispi temsili arkadaşlarımız desteklediler.
İkincisi dediler ki biz zorunlu üyeliği kaldıralım. Mustafa Gülşen’nin web sitesinin forum sayfasına bir girin., kaldırılsın mı deyin. Binlerce mesaj çıkacaktır.

Bir de nispi aidat meselesi var. Nispi aidatları kaldırmayalım. Nispi aidatlar kaldırılırsa odalarımız batar.İstanbul odasından bahsetmiyorum, Anadolu odalarından söz ediyorum.Kiradalar, çalışanların maaşlarını zor ödüyorlar. TÜRMOB destekli ama sonuçta nispi aidatla yaşıyorlar. Bu tartışmaların olduğu zamanda YMM Odası, SMMM Odası ayrılsın mı ayrılmasın mı? Birisi ortaya bir taş attı, bu taşın arkasından birileri koştu ve yaralandık.En zayıf halkadan koptuk farkında mısınız? Onun için bu mesleğin birliğini savunmak zorundayız. YMM Odalarının TÜRMOB’un dışına çıkmamasını savunmak zorundayız. Çıksın diyenlere karşı durmak zorundayız.

YMM, SMMM hiç fark etmiyor 1990 yılında buradaki arkadaşlarımızın çoğu o sistemin içindeydi, bir doküman hazırladık. YMM’nin programı, mesleği tanımlarken dedik ki muhasebe ve denetim mesleğidir. Birileri muhasebe yapacak birileri denetim yapacaktır. Bunun adı o olmuş, şu olmuş bunun bir önemi yok. Şimdi yeniden karışma dönemine geliyoruz. KDV iadesi böyle. Muhasebe mesleğini yapan kişiden kendisi ile ilgili denetim raporu yazmasını beklemek bana göre yanlış. Bugünleri doğru okumak, doğru değerlendirmek zorundayız diye düşünüyorum.

Hayri Göre
 . Ben bir şey söylemek istiyorum devir KDV ile ilgili.Aslında devir KDV olayı büyük ölçüde çözüldü. Bir işletmenin yatırım döneminde yüklendiği KDV’yi indirememe sorunu var, ikincisi işletmeler kapandığında üzerine yük olan KDV’nin maliyete atılma sorunu var. Bunlarla ilgili iade geliştirirsek devir KDV diye bir sorun olmayacaktır. Mali İdare yine dolambaçlı bir yol sergiliyor.Sorunu direk kökünden çözmek gerekli.Yatırım yapana bir değişiklik, kapanana bir değişiklik hiç bunlara gerek kalmayacaktı.

Hasan arkadaş doğru söylüyor. Biz bir talepte KDV iadei raporu için talepte bulunmadık. Bize niye bunu niye getirdiler. Maliye Bakanı tutanaklardan söylediğim şekilde açıklarsak bir milyon hadi yaklaşık iki milyon mükellefin oyunu almak bir gaz almak amacı. Siyaseten anca cevap verebiliriz buna. Aslında biz keçiboynuzundan bile daha kötü bir şeydi. Keçi boynuzunda hiç olmazsa %1 şeker var galiba. Devreden KDV’nin iadesi zaten 2020 yılında yapılacaktı. Taslaktaki şeklini söylüyorum 31.12.2018 tarihinde devreden KDV tutarları iade edilmeyecekti. Başka bir hesapta takip edilecekti, mahsup olmaya devam edecekti. 2019(01.01.2019-31.12.2019) yılının sonundan itibaren devreden KDV var ise koşullarını Maliye Bakanı’nın almış olduğu yetkiye dayanarak  belirleyeceği koşullarda, belirleyeceği tutarlarda belirleyeceği sektörlerde, vektörlerde olmak kaydıyla hatta belirleyeceği SMMM’lerin yapacağı raporlar olmak kaydıyla 2020 yılında iade etmeyi planlıyorlardı. Bütçeye komisyonda sordukları zaman 167 milyar TL’ından bahsediyorlardı.Sayın bakanım bütçede bunu yerini ne olarak düşünüyorsun diye sorduklarında biz 10 milyar gibi öngörüyoruz demişti Maliye Bakanı. Bütçe komisyonu tutanaklarında var bunlar.

Yani 167 milyar TL’lık devreden KDV iade edilmeyecekti bu bir. 2019 yıl sonundaki devreden KDV, 2020 yılında Devlet İç Borçlanma Senetleri ya da tahvilleriyle olmak kaydıyla uzun vadeli iadeye konu olacaktı.Ve bütçede öngörülen tutarda 10 milyar TL ve bunun içersindeki pay da maalesef on bin, yirmi bin TL devreden işletmelerin KDV’si olmayacaktı. Üzerine de bize verdikleri müteselsil sorumlulukların kesinlikle karşıt incelemenin sonucunda iade edilemeyecek haldeki devreden KDV’nin iade edileceğini söyleyerek 2019 yılı seçimleri için iktidar bir boş balonla bir ufak bal çaldı.Ancak siyaseten bunu cevaplayabiliriz.