Yıl:38  Sayı: 378  Mart  2018 Mükellef 

İŞ MAHKEMELERİNİN YENİDEN YAPILANDIRILMASI
VE İŞ UYUŞMAZLIKLARINDA ZORUNLU ARABULUCULUK SİSTEMİ:
7036 SAYILI KANUNUNA İLİŞKİN DEĞERLENDİRME VE TARTIŞMALAR
 

GİRİŞ
İş uyuşmazlıklarının arabuluculuk sistemi ile çözülmesine ilişkin düzenleme 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi Kanunu ile mevzuatımıza 1982 yılında dâhil olmuştur. 2822 sayılı Yasa sendikalarla işverenler (veya işveren sendikaları) arasındaki toplu iş sözleşmesi görüşmeleri sürecinde ortaya çıkan uyuşmazlıklarda (menfaat uyuşmazlığı) bir arabulucunun görevlendirilmesini öngörmekteydi. Yasa, toplu sözleşmenin taraflarca imzalanmasından sonra ortaya çıkan uyuşmazlıkların (hak uyuşmazlığı) ise, yargı mekanizmasıyla çözülmesini düzenlemekteydi. 2822 sayılı Yasanın yerine 2012 yılında yürürlüğe giren 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu arabuluculuk sistemini aynen korumuştur.

2012 yılında yürürlüğe giren 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ise, her türlü hak uyuşmazlığında tarafların gönüllü olarak arabuluculuk sistemine başvurabileceğini öngörmüştür. Arabuluculuk Daire Başkanlığı’nın istatistiklerine göre, bu dönemde arabuluculuğa konu olan 21,517 dosyanın %89’u iş uyuşmazlıklarıyla ilgilidir. Bunların %90’nı anlaşma ile sonuçlanmıştır.

15 Ekim 2017 tarihinde yürürlüğe giren 7036 Sayılı İş Mahkemeleri Kanunu iş uyuşmazlıklarında yeni bir dönemin habercisidir. Kanun, 01.01.2018 tarihinden sonra işçi ve işveren arasında ortaya çıkacak alacak, tazminat ve işe iade uyuşmazlıklarında zorunlu bir arabuluculuk aşaması öngörmektedir. Mahkeme safhası ancak arabuluculuk sisteminin başarısız olması durumunda söz konusu olmaktadır.

Zorunlu arabuluculuk sisteminin en önemli gerekçesi, mahkemelerin işyükünü azaltma isteğidir. Gerçekten de işçi ve işveren arasındaki davalar diğer hukuksal uyuşmazlıklara kıyasla çok daha fazla sayıdadır. Nitekim Yargıtay istatistiklerine göre, Yüksek Mahkeme’de iş uyuşmazlıklarına bakan 9. ve 10. Hukuk Daireleri’ndeki toplam dosya sayısı 51,797’dir. Bu sayı, Yargıtay’daki toplam dosya sayısının %12,4’üne karşılık gelmektedir. Oysa diğer dairelerin ortalama işyükü %4,3 düzeyinde kalmaktadır. Zorunlu arabuluculuk sisteminin yargının işyükünü azaltabileceği öngörülmektedir.

7036 sayılı Yasanın bir diğer gerekçesi uyuşmazlıkların hızla çözümlenmesi beklentisidir. Örneğin iş uyuşmazlıklarının önemli bir kısmını oluşturan işe iade davaları 4857 sayılı Yasaya göre en fazla 4 ayda sonuçlandırılmalıdır. Ancak uygulamada davaların çok daha uzun sürdüğü açıktır. Arabuluculuk sisteminin gecikmeleri azaltabileceği düşünülmektedir.
Nihayet arabuluculuk sisteminin bir diğer gerekçesi, özel bir deneyim gerektiren iş davalarının yetkin arabulucular eliyle sonuçlandırılmasıdır. Uzmanlık gerektiren uyuşmazlıklarda mahkemelerin bilirkişi ataması, davaların uzamasına yol açabilmektedir. Arabuluculuk sisteminin bu ihtiyacı ortadan kaldırabileceği varsayılmaktadır.
Bu makalenin amacı, 7036 sayılı Yasada düzenlenen zorunlu arabuluculuk sistemini açıklamak, konuyla ilgili tartışma ve eleştirileri değerlendirmektir. Makale, bu amaçla üç bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde dava şartı olarak arabuluculuk ve zamanaşımı süreleri, ikinci bölümde arabuluculuk sisteminin aktörleri, son bölümde ise, arabuluculuk sürecine ilişkin düzenlemeler açıklanmaktadır.

1. ARABULUCULUK ŞARTI ve SÜRELER

1.1. Dava Şartı Olarak Arabuluculuk
7036 sayılı Kanuna göre, yasalardan ve sözleşmelerden (bireysel veya toplu iş) kaynaklanan alacak ve tazminat ile işe iade talebiyle dava açabilmek için öncelikle arabulucululuk sürecinin işletilmesi gerekmektedir. Arabulucuya başvurulmadan açılan davalar mahkeme tarafından usulden ret edilir. Buna karşılık iş kazası veya meslek hastalığı kapsamında açılan maddi ve manevi tazminat davaları arabuluculuk koşulu dışında tutulmuştur.
Arabuluculuk süreci işletildikten sonra açılan davalarda başvuru dilekçesine arabulucu tarafından düzenlenen son tutanağın aslı veya onaylı bir nüshası eklenmelidir. Bu belgenin dosyada olmaması halinde mahkeme davacıya 1 haftalık süre verir. Bu sürenin sonunda eksik belgenin tamamlanmaması durumunda mahkeme davayı usulden reddeder.
Arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez.

1.2. Zamanaşımı Süreleri
Ücret, yıllık ücretli izin ücreti, ihbar, kıdem ve kötü niyet tazminatlarına ilişkin uyuşmazlıklarda arabulucuya başvurma süresi 5 yıldır. Aynı süre eşit davranma ilkesine aykırı şekilde iş sözleşmesinin feshinden kaynaklanan tazminatlar davaları için de geçerlidir. İşe iade davalarında ise, arabulucuya başvurma süresi 1 aydır. İş iade ile ilgili uyuşmazlıklarda arabuluculuk anlaşmazlıkla sonuçlanırsa, işçi 2 hafta içinde dava açabilir.

2. ARABULUCULUK SİSTEMİNİN AKTÖRLERİ
Arabuluculuk sistemin aktörleri arabulucu ve arabuluculuk bürosudur.

2.1. Arabulucu
6325 sayılı Kanuna göre, arabuluculuk faaliyetini yürüten ve Bakanlıkça düzenlenen arabulucular siciline kaydedilmiş gerçek kişiler arabulucudur. Yasanın 20. maddesine göre, tam ehliyetli ve mesleğinde en az beş yıllık kıdeme sahip hukuk fakültesi mezunu Türk vatandaşları arabuluculuk siciline kayıt yaptırabilir. Kanun, ayrıca, terör örgütleriyle iltisaklı veya irtibatlı olmamak ve Türk Ceza Kanununun 53. maddesinde belirtilen suçlardan hüküm giymemiş olma koşullarını da öngörmektedir. Bu niteliklere sahip adayların arabulucu olabilmek için öncelikle arabuluculuk eğitimini tamamlaması, daha sonra da Bakanlıkça yapılan yazılı sınavda başarılı olması gerekmektedir.

2.2. Arabuluculuk Bürosu
İş uyuşmazlıklarında arabuluculuk işlemleri arabuluculuk bürosu tarafından yerine getirilir. Arabuluculuk bürosu, 6325 sayılı Yasaya göre, arabuluculuğa başvuranları bilgilendirmek, arabulucuları görevlendirmek ve Kanunla verilen diğer görevleri yerine getirmek üzere Bakanlık tarafından uygun görülen adliyelerde kurulan birimlerdir. Arabuluculuk bürosu kurulmayan yerlerde ise, işlemler görevlendirilecek sulh hukuk mahkemesi yazı işleri müdürlüğü tarafından yerine getirilir.
 
7036 sayılı Yasaya göre, Arabuluculuk Daire Başkanlığı iş uyuşmazlıklarında görev yapmak isteyen arabulucuları varsa uzmanlık alanlarını da belirtilerek görev yapmayı istedikleri adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonu başkanlıklarına bildirir. Komisyon başkanlıkları, listeleri kendi yargı çevrelerindeki arabuluculuk bürolarına, arabuluculuk bürosu kurulmayan yerlerde ise, görevlendirecekleri sulh hukuk mahkemesi yazı işleri müdürlüklerine gönderir.
Uyuşmazlıklarda karşı tarafın (davalı) ikametgâhının bulunduğu veya işin yapıldığı yerdeki büro yetkilidir. Birden fazla karşı tarafın olması durumunda ise, davacı herhangi birinin yerleşim yerindeki büroya başvurulabilir.

3. ARABULUCULUK SÜRECİ
3.1. Görevlendirme
Süreç, arabulucunun görevlendirilmesiyle başlar. Görevlendirme büronun (büronun olmadığı yerlerde, sulh hukuk mahkemesi yazı işleri müdürlüğünün) yetkisindedir. Büro, uyuşmazlığın niteliğine göre, sicile kayıtlı arabuluculardan birini görevlendirir. Buna karşılık eğer taraflar kendi aralarında bir arabulucu üzerinde anlaşırlarsa, bu durumda Büro uzlaşılan arabulucuyu görevlendirir.
Karşı taraf arabuluculuk bürosunun yetkisine itiraz edebilir. Bu itirazın işleme alınabilmesi için yerleşim yerine veya işin yapıldığı yere ilişkin belgeleri sunmak durumundadır. Böyle bir itiraz söz konusu olduğunda ilgili sulh hukuk mahkemesi itirazı değerlendirir ve yetkili arabuluculuk bürosunu belirler.
Görevlendirmeyi yapan arabuluculuk bürosu, arabulucuya tarafların iletişim bilgilerini ve uyuşmazlıkla ilgili belgeleri verir.

3.2. Müzakere Aşaması
Arabuluculuk müzakereleri yetkili arabulucunun her türlü iletişim vasıtasını kullanarak taraflara çağrı yapmasıyla başlar. Görüşmeler aksi kararlaştırılmadıysa arabulucuyu görevlendiren büronun bağlı bulunduğu adli yargı yetki alanı içinde gerçekleştirilir. Arabuluculuk müzakereleri en fazla 3 hafta sürer. Bu süre arabulucunun gerekli görmesi halinde 1 hafta uzatılabilir.
Arabuluculuk görüşmelerine sadece taraflar katılabilir. Ancak taşeronluk ilişkisinin olduğu işe iade uyuşmazlıklarında Yasa, müzakerelere hem asıl hem de alt işverenin birlikte katılmasını öngörmektedir.
Taraflar görüşmelere bizzat, kanuni temsilcileri veya avukatları aracılığıyla katılabilirler. İşverenin yazılı belgeyle yetkilendirdiği bir çalışanı da görüşmelerde işvereni temsil edebilir ve son tutanağı imzalayabilir.

3.3. Müzakere Usulü
Prensip olarak taraflar, emredici hukuk kurallarına aykırı olmamak kaydıyla arabuluculuk usulünü serbestçe kararlaştırabilirler. Ancak niteliği gereği sadece hâkimin yetkisinde olan keşif ve tanık dinleme gibi yargısal işlemler arabulucu tarafından yapılamaz.
Yasa arabulucunun müzakere sürecindeki rolünü oldukça sınırlamıştır. Buna göre, arabulucu sürecin yürütülmesi sırasında, taraflara hukuki tavsiyelerde bulunamaz ve bir çözüm önerisi geliştirerek, bunu taraflara empoze edemez. Ayrıca müzakereler sırasında geliştirilen bir çözüm önerisi üzerinde anlaşmaya varmaları için tarafları zorlayamaz. Nihayet, görüşmelere bilirkişi veya uzman sıfatıyla üçüncü tarafları davet edemez.

3.4. Arabuluculuğun Sona Ermesi
Arabuluculuk görüşmeleri olumlu veya olumsuz sonuçlanabilir. Her iki durumda da arabulucu son tutanağı düzenleyerek durumu derhâl büroya bildirir.
Tarafların anlaşması sürecin olumlu sonuçlanmasını ifade eder. Taşeronluk ilişkisi olan işe iade uyuşmazlıklarında anlaşma için asıl ve alt işverenin iradelerinin birbirine uygun olması koşulu aranır. Taraflar, anlaştıkları hususlarda dava açamazlar.
Arabulucunun taraflara ulaşamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması veya yapılan görüşmeler sonucunda anlaşmaya varılamaması durumunda arabuluculuk faaliyeti olumsuzlukla sona ermiş olur. Taraflar uyuşmazlıkla ilgili yargı sürecini başlatabilirler.

3.5. Katılmayan Tarafın Mali Sorumluluğu
Geçerli bir gerekçe göstermeksizin görüşmelere katılmayan taraf son tutanakta belirtilir ve bu taraf davayı kazanmış olsa bile, yargılama giderinin tamamından sorumlu tutulur. Her iki tarafın da ilk toplantıya katılmaması nedeniyle sona eren arabuluculuk faaliyeti üzerine açılacak davalarda tarafların yaptıkları yargılama giderleri kendileri tarafından karşılanır.

3.6. Arabuluculuk Ücreti
Arabuluculuk ücreti, Adalet Bakanlığı tarafından yayımlanan ve her yıl Ocak ayında güncellenen Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi Tebliğiyle saptanmaktadır. Tebliğin ekinde yer alan Arabuluculuk Ücret Tarifesi iki kısımdan oluşmaktadır. Birinci Kısım, konusu para olmayan uyuşmazlıklarda maktu, İkinci Kısım ise, konusu para olan uyuşmazlıklarda nispi ücretlendirmeyi düzenlemektedir.
7036 sayılı Yasa arabuluculuk ücretiyle ilgili olarak müzakerelerin anlaşmayla veya anlaşmazlıkla sonuçlanmasına göre farklı hükümler öngörmüştür.

3.6.1. Anlaşma Durumunda
Tarafların müzakereler sonunda anlaşmaları hâlinde, arabuluculuk ücreti, aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit şekilde karşılanır. Ücretin miktarı, Tarifenin Birinci Kısmında belirlenen iki saatlik ücret tutarından az olmamak koşulu ile (2018 Ücret Tarifesine göre 280 TL) Ücret Tarifesinin İkinci Kısmında belirtilen meblağ ve oranlara göre hesaplanır.

3.6.2. Anlaşmazlık Durumunda
Arabuluculuk faaliyeti sonunda taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması veya iki saatten az süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamaması hâllerinde, iki saatlik ücret tutarı Tarifenin Birinci Kısmına göre Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenir. İki saatten fazla süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâlinde ise, iki saati aşan kısma ilişkin ücret aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit şekilde Tarifenin Birinci Kısmına göre karşılanır.

3.6.3. Zaruri Giderler
Arabuluculuk bürosu tarafından yapılması gereken zaruri giderler; arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde anlaşma uyarınca taraflarca ödenmek, anlaşmaya varılamaması hâlinde ise, ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanır.

GENEL DEĞERLENDİRME ve TARTIŞMALAR
15 Ekim 2017 tarihinde yürürlüğe giren 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu işçi ve işveren arasındaki uyuşmazlıklarda oldukça önemli yenilikler getirmektedir. Kanun, iş kazası veya meslek hastalığıyla ilgili maddi ve manevi tazminat davaları hariç, yasalardan veya sözleşmelerden kaynaklanan alacak, tazminat ve işe iade uyuşmazlıklarında dava açma şartı olarak arabulucuya başvurma koşulu aramaktadır. İş uyuşmazlıklarının artan sayısı ve davaların uzun sürmesi zorunlu uyuşmazlık sisteminin gerekçeleridir. Amaç, uyuşmazlıkların uzman arabulucular aracılığıyla hızla sonuçlandırılmasıdır.

15 Kasım 2017 tarihli Platform Toplantısında katılımcılar Yasayla ilgili çeşitli eleştiri ve değerlendirmelerde bulunmuşlardır. İlk olarak arabuluculuğun sadece hukuk fakültesi mezunlarıyla sınırlandırılmış olması önemli bir eleştiri konusu olmuştur. 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu kapsamında toplu iş sözleşmesi görüşmelerindeki menfaat uyuşmazlıklarında arabulucu olarak görev yapan öğretim üyelerinin 7036 sayılı Yasa kapsamındaki uyuşmazlıklarda yetkilendirilmemiş olması ciddi bir eksik olarak değerlendirilmiştir. Çok sayıda menfaat uyuşmazlığında arabuluculuk yapmış, donanımlı ve deneyimli yetkin öğretim üyelerinden iş uyuşmazlıklarında arabulucu olarak yararlanılmaması özellikle eleştirilen bir husus olarak ön plana çıkmıştır.

Ayrıca iş uyuşmazlıkları iş hukuku bilgisi yanında niteliği gereği iktisat, işletme ve mali konulara hâkim olmayı da gerektiren uyuşmazlıklardır. Bu konularda eğitim almış iktisat ve işletme mezunları ile bu alanlarda uygulama deneyim kazanmış mali müşavirler, yeminli mali müşavirler ile Çalışma Bakanlığı ve Maliye Bakanlığı müfettişlerine arabulucu olma hakkı tanınmamış olması Yasanın bir diğer eksiği olarak ifade edilmiştir.

Öte yandan 7036 Sayılı Yasada arabuluculuk süreci sonunda tarafların anlaşmaya varmasını teşvik eden düzenlemelerin yetersiz olduğu kaydedilmiştir. Müzakerelerin ancak her iki tarafın katılımıyla başlayabilmesi, katılmayan tarafa uyuşmazlıkla ilgili bir yaptırım öngörülmemesi ve müzakerelerin anlaşmazlıkla sonuçlanması durumunda 2 saatlik arabuluculuk ücretinin Bakanlık tarafından karşılanması bu kapsamda belirtilen yetersizliklerdir.

Ayrıca müzakere sürecinde arabulucunun rolü ve yetkisinin sınırlandırılmış olması sistemin etkinliğini olumsuz etkileyebilecek bir faktör olarak görülmüştür. Örneğin arabulucunun keşif yapamaması, tanık dinleyememesi ve taraflara çözüm önerisinde bulunamaması bu çerçevede ön plana çıkan hususlardır.

Sonuç olarak 7036 Sayılı Yasanın 1 Ocak 2018’de yürürlüğe giren arabuluculuğa ilişkin hükümlerinin uygulamadaki başarısı büyük ölçüde tarafların (işçi ve işveren) iradesine ve tutumuna bağlı olacaktır. Yasanın çıkarılma gerekçesine uygun şekilde iş uyuşmazlıklarını ne ölçüde hızlı ve etkili şekilde sonuçlandıracağı ve iş mahkemelerinin işyükünü ne ölçüde azaltabileceği uygulama sürecinde görülecektir