Yıl:40  Sayı: 394 Ekim 2019 Mükellef 

Vergi (Dijtal) Taslağı’na genel bakış

Dr. A.Bumin DOĞRUSÖZ / bumin.dogrusoz@dunya.com

Geçen yazımda vergi mevzuatı ile ilgili bir kanun teklifi taslağından söz etmiş ve bu taslakla getirilmesi düşünülen “Değerli Konut Vergisi”ni irdeleyerek aktarmıştım. Bu yazımda da söz konusu Taslağın içeriğini, ayrıntılı irdelemesini gelecek yazılarıma bırakarak genel olarak aktarmak istiyorum.

Taslakla “Digital Hizmet Vergisi” adı altında yeni vergi daha ihdas edilmektedir. Hemen hemen herkesi ilgilendirecek bu verginin konusu şu şekilde belirlenmiş:

a) Dijital ortamda sunulan her türlü reklam hizmetleri

b) Sesli, görsel veya dijital herhangi bir içeriğin (bilgisayar programları, uygulamalar, müzik, video, oyunlar, oyun içi uygulamalar ve benzerleri dahil) dijital ortamda satışı ile bu içeriklerin dijital ortamda dinlenmesine, izlenmesine, oynanmasına veya elektronik cihazlara kaydedilmesine veya bu cihazlarda kullanılmasına yönelik dijital ortamda sunulan hizmetler,

c) Kullanıcıların birbirleriyle etkileşime geçebilecekleri dijital ortamların sağlanması ve işletilmesi hizmetleri (kullanıcılar arasında bir mal veya hizmetin satılmasına veya satılmasının kolaylaştırılmasına yönelik sunulan hizmetler dahil).

d) Bu hizmetlere yönelik dijital ortamda verilen aracılık hizmetleri.

İlgili vergilendirme döneminde elde edilen hasılat üzerinden %7.5 oranında alınması öngörülen bu verginin mükellefi digital hizmetleri verenler şeklinde belirlenmekle birlikte, söz konusu verginin yansıtılabilir olması nedeniyle neticede taşıyıcısı bu hizmetlerden yararlanan bizler olacaktır.

Taslak Gelir Vergisi Kanunu’nda da önemli değişiklikler öngörüyor.

Ancak taslak metin, tam olarak tedvin tekniğine göre hazırlanmamış bir metin. Örneğin bir maddede Gelir Vergisi Kanunu’nun 103. maddesindeki tarife değiştirilirken, izleyen maddede kanunun 18. maddesinde yapılması öngörülen değişiklik düzenleniyor. Her halde taslak, tasarıya dönüştürülürken bunlar da düzeltilecektir.

Gelir vergisi tarifesi de değişiyor. En düşük oran yine yüzde 15 iken en yüksek oran 1 milyon lirayı aşan gelirler için %45 olarak belirlenmiş durumda. Ancak bu oranlar ve dilimleri, yasama sürecinde büyük ihtimalle gözden geçirilecektir.

Telif kazançları istisnasına sınır getiriliyor. Bu istisna kapsamında elde edilen kazançların 500 bin lirayı aşması halinde, kazanç istisna kapsamında kalıyor. Ancak burada da taslağın gözden geçirilmesi gerekiyor. Çünkü, aşan kısım değil, tamamı vergiye tabi oluyor ki bu da adaletsiz bir sonuç. Öte yandan sınırın geçilmesi halinde, özel bir vergileme düzeni kurulmadığı için, defter tutma, beyanname verme, geçici vergi ödeme vb. tüm yükümlülükler doğacak gibi görünüyor. Örneğin bir yazarın kasım ayında sınırı geçmesi halinde iki ay için mükellef olması gerekebilecek.

Birden fazla işverenden alınan ücretlilerin beyanname verme koşulları karmaşıklaştırılırken, tek işverenden alınan ücretlerin vergilendirilmesinde ücretin 500 bin lirayı aşması halinde yıllık beyanname verme zorunluluğu getiriliyor. Bu beyanname verginin nasıl çıkacağını anlamak mümkün olmamakla birlikte, kanunun 89. maddesindeki indirimler dolayısıyla iade çıkacağı muhakkaktır. Taslak bu suretle yüksek ücreti vergi iadesi ile ödüllendiriyor. Bu kadar yüksek ücret geliri olmama hali ise cezalandırılmış oluyor. Taslağın gerekçesi olmadığı için buradaki mantığı ve sosyal adaleti çözebilmiş değilim.

Öte yandan personele toplu taşıma için ödeme yapılması halinde, ücret istisnası öngörülüyor ki bu husus zaten uzun zamandır bir ihtiyaç olarak vurgulanıyordu.

Vergiye uyumlu mükellef indiriminde belli esneklikler getirilerek uygulama rahatlatılıyor. İndirimin uygulanacağı ve önceki iki yılda beyannameleri süresinde vermiş olma ve vergileri ödemiş olma koşulu kaldırılıyor. İndirimin uygulanacağı tarih itibariyle borçlu olmama yeterli görülüyor. Böylece beyannamesini süresinde vermeyen veya vergisini süresinde ödemeyen de uyumlu mükellef oluyor.

Sporcuların vergilendirilmesinde eleştirilen %15 stopaj oranı, %20’ye çıkıyor. Sporcularının gelirinin 500 bin lirayı aşması halinde yıllık beyanname getirilmesi öngörülüyor.

Kurumlar vergisi oranı ise finans sektöründeki şirketler hariç olmak üzere diğer kurumlar için kademeli olarak düşürülüyor. Oran 2020 yılı için %20 izleyen yıllar için %18 şeklinde belirleniyor. Ancak finans sektörünün eşitlik savı ile konuyu Anayasa Mahkemesi’ne taşıması halinde, Mahkemece eşitliğin sağlanması ihtimali yüksek.

Taşıtların amortisman ve giderleri ile ilgili önemli sınırlamalar var. Onlar da gelecek yazımda. (Dünya)




VARLIK VERGISI GIBI DEGERLI KONUT VERGISI

Dr. A. Bumin DOGRUSÖZ Dünya Gazetesi / 31.10.2019

Geçtigimiz hafta Meclise sunulan ve bu hafta Plan ve Bütçe Komisyonunda görüsülmesi beklenen “Dijital Hizmet Vergisi Kanunu Ile Bazi Kanunlarda Ve 375 Sayili Kanun Hükmünde Kararnamede Degisiklik Yapilmasi Hakkinda Kanun Teklifi” ile üç yeni vergi getirildiginden daha önce bahsetmis ve bu vergilerden “konaklama vergisi”ni geçen yazimda aktarmistim. Bu yazimda da bir digerini, “Degerli Konut Vergisi”ni irdeleyerek aktarmaya çalisacagim. Aslinda bu vergiyi söz konusu Kanun Teklifi henüz taslak halinde iken tanitmistim. Ancak taslak teklife dönüsürken, bu vergi ile ilgili bazi degisiklikler yapilinca, bende yazimi revize etme ve Teklife göre yeni bastan degerlendirme ihtiyaci duydum.

Bu vergi ile Türkiye sinirlari içinde bulunan mesken nitelikli tasinmazlar degerli konut vergisine tabi kilinmakta, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlügünce yapilan veya yaptirilan degerleme sonucu belirlenen degeri bes milyon Türk Lirasinin altinda olan mesken nitelikli tasinmazlar bu vergiden istisna kilinmaktadir. Verginin konusunun bu sekilde belirlenmesi dahi Kanun yapma teknigine aykiridir. Önce tüm konutlar vergi konusuna alinmakta sonra istisna yolu ile bir kismi disarida birakilmaktadir. Bunun yerine dogrusu, “degeri 5 milyonu asan konutlar degerli konut kabul edilir ve degerli konutlar vergisine tabi tutulur” denilmesidir. Öte yandan degerli konut vergisinin konusunun “mesken nitelikli tasinmazlar” olarak belirlenmesi de ilginçtir.

Bunun yerine “degerli mesken vergisi” denilse veya “degerli konut vergisi konut niteligindeki tasinmazlardan alinir” denilse daha yerinde olurdu. Demek ki bu vergi, degeri Tapu ve Kadastro Genel Müdürlügünce (TKGM) yapilan veya yaptirilan degerleme sonucu bes milyondan yukari olarak tespit edilen meskenlerin degeri üzerinden alinacaktir. Burada degerleme yapilirken, hangi ölçütlerden hareket edilecegi belirlenmemistir. Oysa emlak vergisi dahi kanunla belli ölçüler üzerinden alinmaktadir. Burada matrahin belirlenmesi tamamen sinirsiz ölçütlere göre yürütmeye birakilmistir. Üstelik söz konusu TKGM’nin ne zaman hangi konutlar için degerleme islemi yapacagi dahi belirlenmemistir. Bu konu da siyasi etkiye açik biçimde idarenin takdirine birakilmistir. TKGM’nin degerlemesi yoksa, belediyelerce belirlenen degerine bakilacaktir. Demek ki bir tasinmazin birden çok degeri olabilecektir.

Örnegin belediyelerce belirlenmis vergi degeri 4 milyon lira olan bir konut, anilan TKGM’ye göre 5 milyon 1 lira deger biçilip söz konusu vergi kapsamina alinabilecektir. Bu konut bir isletmenin aktifinde ise ayrica bir de bilanço degeri olacaktir. Gerçi tasinmaz degerleri bilançolarda da standart degildir. Bu konut miras kalirsa belediyelerce belirlenmis vergi degerine göre islem görecektir. Harca konu olursa yüksek olana göre harç hesaplanacaktir. DASK uygulamasina ise hiç deginmiyorum. Orada da ayri bir deger vardir. TKGM tarafindan yapilan veya yaptirilan degerleme sonucu degeri bes milyondan yukari olan konutlar, TKGM’nin web sayfasinda ilan olunacak ve ayrica ilgilisine tebligat yapilacaktir. Bu tebligattan itibaren 15 gün içinde degere itiraz edilmezse veya itiraz 15 gün içerisinde incelenip de reddedilirse deger kesinlesecek ve konut bu verginin konusuna girecektir. Neye, nasil itiraz edilecegi, degerleme raporunun ve ölçütlerin de ilan edilip edilmeyecegi ve anilan Genel Müdürlügün 15 gün içinde bu itirazi nasil hangi ölçütlere göre degerlendirecegi belli degildir.

Oysa bütün bunlarin Kanun ile belirlenmesi geregi, Anayasanin 73. maddesinin geregidir. Teklif kanunla belirlenmesi gereken hususlari yürütmenin ve idarenin takdirine birakmistir. 05.11.2019 2/3 Meskenden neyin kastedildigi de belirsizdir. Tapuda mesken olarak tescil edilenlerin mi, yoksa fiilen mesken olarak kullanilanlarin mi verginin konusuna girdigi açik degildir. Örnegin tapuda mesken olarak tescil edilmis bir bina veya bagimsiz bölüm fiilen bir isyeri olarak da kullanilabilmektedir. Emlak vergisi uygulamasinda belediyeler hukuki degil fiili duruma göre uygulama yapmaktadirlar. Teklifin 43/2. maddesinde anilan TKGM’nin degerlemesi yoksa belediyelerce belirlenen degere göre islem yapilacagi yazildiktan sonra 44. maddede verginin matrahinin belediyelerce belirlenen emlak vergisi degeri ile anilan TKGM’nin belirledigi degerden yüksek olanina göre tespit edileceginin hükme baglanmasi ise Teklifin hazirlanmasindaki özensizligin sonucudur.

Degerli konut vergisinin orani ise Kanun Teklifinde su sekilde belirlenmistir.
Konut Vergisine Tabi Meskenin Degeri Vergi Orani 5.000.000 TL ile 7.500.000 TL arasi olanlar Binde 3 7.500.001 TL ile 10.000.000 TL arasi olanlar Binde 6 10.000.001 TL’yi asanlar Binde 10...



  Payli mülkiyette ve elbirligi mülkiyette, matrahin hesabinda mesken niteligindeki tasinmazin toplam degerine bakilacaktir. Payli mülkiyette paydaslar vergiyi hisseleri oraninda öderken elbirligi mülkiyetinde vergi müteselsilen sorumlu olarak ödenecektir. Verginin mükellefi, söz konusu tasinmazi maliki, varsa intifa hakki sahibi, ikisi de yoksa malik gibi tasarruf edenidir. Is yeri niteligindeki tasinmazlarin vergi disi birakilmasi da esitlige aykiridir. Kiymetli bir binanin alti dükkân, üstü mesken ise, alttaki dükkâni vergilemeyip, üstteki daireyi vergilemenin esitlik oldugunu kimse söyleyemez. Bu davranis biçiminin sebebi her halde “mesken sahiplerinin sesi fazla çikmaz, is alemine bulasirsak çok fazla elestiri aliriz” düsüncesi olsa gerek. Bu nedenle verginin “degerli tasinmaz vergisi” olarak düzenlenip esitligin saglanmasi gerekmektedir. Kaldi ki hazine açisindan asil hasilatin, isyeri olarak kullanilan tasinmazlardan saglanacagini düsünüyorum. Bir baska esitsizlikte kisilerin sahip oldugu toplam degere göre vergi alinmamasidir. Teklife göre her birinin degeri dört milyon olan bes daireye sahip bir kisi bu vergiye tabi olmazken, degeri bes milyon olan bir daireye sahip kisi vergiye tabi olacaktir. Burada emlak vergisindeki gibi düsünülüp tasinmazlarin farkli belediye alanlarinda olmasi seklinde bir gerekçeye de dayanilamaz. Çünkü bu vergi bir merkezi idare vergisidir. Öte yandan degeri 10 milyon lira olan, ancak dört mirasçinin malik oldugu bir meskende uygulama nasil olacaktir. Taslaga göre her bir malik kendi hissesi üzerinden bu vergiyi ödeyecektir. Ancak burada hisse degerinin 5 milyon lirayi asmamasi bir çeliski olusturacaktir. Bir kere bu verginin konusuna girdiniz mi çikmak yoktur. Çünkü degerleme isleminin hangi araliklarla yapilacagi düzenlenmemistir. Her yil yipranma payi düsülmesi bile düsünülmemistir. Buna karsilik Teklifte, tasinmaz degerinin her yil yeniden degerleme oraninda artirilarak matrah belirlenmesinin yapilacagi düzenlenmektedir. Emlâk vergisinde bile her yil deger yeniden degerleme oraninin yarisi kadar artarken, burada yeniden degerleme oraninda artis öngörülmesi, Kanunlarin arasindaki içsel bütünlük açisindan yanlistir.

Mükellefler, anilan Genel Müdürlügün veya belediyenin belirledigi degerin 5 milyon liralik siniri asmasi halinde, izleyen yilin 20 Subat aksamina kadar vergi dairesine beyanname verecekler ve çikan vergiyi subat ve agustos aylarinda olmak üzere iki taksitte ödeyeceklerdir. Dolayisiyla bu vergi beyana dayali vergi olacaktir. Siniri geçtiniz mi her yil beyanname vermek gerekecektir. (Kiymetli tasinmazda oturanin isi ne, her yil ugrassin dursun. Bir de buna elektronik ortami ekleriz, hatta SMMM imzasi bile arayabiliriz) 05.11.2019 3/3 Evin emlâk vergisi belediyeye mayis ve kasimda, degerli evin vergisi ayrica vergi dairesine subat ve agustosta ödenecektir. Iki vergi birlestirilip basitlik saglanmasi yerine, ayri vergileme yapilip karmasa tercih edilmis gibi gözüküyor. Burada çözüm degerli konut sahiplerinin, emlak vergisinden muaf tutulmasi seklinde olabilirdi. Zira burada çifte vergilendirme söz konusudur. Nitekim Vergi Usul Kanunu 117/3. maddesinde, ayni vergi kanununun uygulanmasinda (emlak vergisi de degerli konutlar vergisi de ayni kanunda “emlâk Vergisi kanununda düzenlenmektedir) belli bir vergilendirme döneminde ayni matrah üzerinden bir defadan fazla vergi alinmasi” hata hali olarak kabul edilmistir.

Bu vergi söz konusu tasinmaz sahiplerine asiri bir yük getirecektir. Örnegin Istanbul’da emlak vergisi degeri 5 milyon lira olan bir kisi, 10.000 lira emlak vergisi, 15.000 lira degerli konut vergisi ödeyecektir. Bu kisi 5.000 liraya bu konutu kiraya vermis olsa, gelir vergisini bir kenara birakin, 5 aylik kira gelirini sirf bu vergilere yatiracaktir. Gelir Vergisini de katarsak yaklasik 6,5 aylik kira geliri vergiye gidecektir. Mesken olan binanin emlâk vergisi binde 1 (büyüksehir belediyesi olan yerlerde binde 2) iken, sirf degerli olmasi dolayisiyla binde 3 ilâ binde 6 oraninda ek vergi alinmasi, haksizliktir, mantiga aykiridir. Bu vergi ödeyemeyenler, 6183 sayili kanun uygulamasi sayesinde ya konutlarini kaybedeceklerdir ya da bol bol af kanunu çikacaktir. Muhtemelen bu konutlarin kiralari da yükselecektir. Bu vergi degerli konut sektörünü olumsuz etkileyecegi gibi pek çok kisiye konutunu da sattirir. Vergi ile ugrasacagina tasinmazi sat, alacagin parayi mevduat faizine koy, % 15 vergi öde. Kim ugrasir bu vergilerle. Emlâk üzerinden alinan vergiler teoride ve bizdeki uygulamada mahalli idare vergisi olarak kabul edilirken, Teklifte bu vergi tamamen merkezi idare vergisi olarak düzenlenmistir, Mahalli idarelere en ufak bir pay aktarilmasi öngörülmemektedir. Netice, bu öngörülen vergi adaletsizdir ve bal gibi Anayasa’ya aykiridir. Hukuk güvenligini yok saymaktadir. TKGM, Kanunla belirlenmemis ölçülere göre kendince bir deger tespit edecek, sonra bunu ilan edecek, itiraz etseniz bile ölçütler ve degerleme raporlari olmadigindan bir anlami olmayacak, bu degeri tipis gidip vergi dairesine beyan edeceksiniz, hem emlak vergisi hem de bu vergiyi ödeyeceksiniz. Dava açsaniz bile yürütmeyi durdurma karari olmadikça vergiyi ödemek zorunda kalacaksiniz. Vay be kirk yil düsünsem böyle bir vergi icat edemezdim her halde. Ranti vergilendirmek yerine, böylesi vergiler icat etmenin, ne kadar dogru oldugu tartisilir niteliktedir. Hele web sayfasinda ilan, apayri bir sorundur. Kisisel verinin ilani sorunu bir yana konut fiyatlarinin resmi olarak belirlenip ilani yoluyla piyasalara müdahale niteligini tasiyip tasimayacaginin da ayrica tartisilmasi gerekmektedir. Nerden aklima geldi bilmiyorum, birden bire varlik vergisi geldi aklima. Hadi hayirlisi

 

05.11.2019 

Dr. A. Bumin DOGRUSÖZ ‘ÜN ÖZGEÇMISI

1958 Istanbul dogumludur. Sirasiyla Etiler Lisesi ve Istanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. 1980 yilinda stajini tamamlayarak Istanbul Barosuna “Avukat” sifati ile kaydolmustur.

Ayni yil, Istanbul I.T.I.A. Siyasal Bilgiler Fakültesine Mali Hukuk asistani olarak girmistir. Istanbul Üniversitesinde, “Türk Vergi Sisteminde Kaynakta Vergileme (Stopaj)”  adli tezi ile Mali Hukuk Doktoru ünvanini almistir. 1990 yilinda Marmara Üniversitesi I.I.B.Fakültesi Maliye Bölümü Mali Hukuk Ana Bilim Dalina Ögretim Üyesi olarak atanmistir.

3568 sayili Kanunun yayimini müteakip Istanbul Mali Müsavirler odasina kaydolarak “Serbest Muhasebeci Mali Müsavir (*)” ünvanini almistir.

2015 yilinda Kamu Gözetim Kurulu tarafindan “Bagimsiz Denetçi” ünvani ve yetkisi verilmistir.  Türkiye Ticaret ve Sanayi Odalari ve Borsalari Birligi nezdinde kurulan Vergi, Özellestirme, Sosyal Güvenlik, Mahalli Idareler, Bankacilik ve Sigortacilik konularindaki Özel Ihtisas Komisyonlarinin her birinde görev almistir.

Devlet Planlama Teskilatinda VII ve VIII. Bes Yillik Kalkinma Plani ve IX. Yedi Yillik Kalkinma Plani Vergi Komisyonlarinda ve Kalkinma Bakanligi X. Bes Yillik Kalkinma Plani Vergi Komisyonunda görev yapmistir. 

Maliye Bakanliginin danisma organi olan Vergi Konseyinde 9 yil “Konsey Üyesi” sifati ile görev yaptiktan sonra 2018 yili Subat ayinda tekrar atanmistir.

Ayrica bir süre Marmara Üniversitesi Iktisadi ve Idari Bilimler Fakültesinde Mali Hukuk Ana Bilim Dali Baskanligini yürütmüstür.            

 17 yil Dünya Gazetesinde mali hukuk konularinda köse yazarligindan sonra 3 yil Referans Gazetesinde köse yazari olarak vergi ve ticaret hukuku konularinda görüslerini yayinlamistir.

Halen Dünya Gazetesi köse yazaridir.             

“Türk Vergi Sisteminde Stopaj”, “Anonim Sirketler”, “Temel Vergi Kanunlari” ve “Vergi Reformu (4369 sayili Kanun açiklamasi)”, “5520 sayili Kurumlar Vergisi Kanunu Serhi”, “Gerekçeli ve Karsilastirmali Türk Ticaret Kanunu” adli Kitaplari, çesitli mevzuat derlemeleri ve gazete köse yazilari disinda yüzün üzerinde mesleki makalesi vardir.