Yıl:40  Sayı: 391 Temmuz 2019 Mükellef 

HER DÖNEMDEN ÇOK  HER ALANDA TOPLUMSAL KUTUPLAŞMALARI YIKMAYA BİRLİK VE BERABERLİĞE DEMOKRASİYE VE BİRBİRİMİZE TAHAMMÜLE İHTİYACIMIZ VAR

BAŞARILI OLMANIN YOLUDA  ŞEFFAFLIĞA ANLAŞILIR OLMAYA HESAP VEREBİLİRLİĞE DAHASI  SORUMLU OLDUĞUN KESİMDEN  BİRŞEY GİZLEMEYE BAĞLIDIR...

Birşeyler gizleyenler netameli işler çevirenler özgürlüğün şamarını bir gün yer..Fetö olayında olduğu gibi Ama maalesef fetö zihniyeti Türkiye den hala kalkmış değil

Soysalın bu yazısını bu pencereden bakınca  kamu sorumluluğu olan kişilerin (siyasilerin)  Kamu zümresi herhangi bir kurumun sorumlularının gizli saklı kalması veya gizli saklı basını yok sayarak veya ötekileştirerek cepte basın yaratarak kısa günü yakın vakiti kurtarabilmesi mümkündür ancak sürekli değildir...Bu zümre ailenizde olabilir. Şirket ortaklığınızda.. SORUNLARI AŞMANIN EN İYİ YOLU SAĞLIKLI DÜRÜST  İLETİŞİMLE GÜVEN İHDAS EDEBİLMEKTİR

BASINI İZOLE ETMENİN YOLUDA BASIN ÖZGÜRLÜĞÜDÜR... TABİ İZOLE KELİMESİNİN CÜMLE İÇERİSİNDE  HANGİ MANASINI  VEYA HANGİ AMAÇLA KULLANILDIĞINI  ANLAYABİLMEKTE ÖNEMLİDİR...

Paylaştık..
 

NECİP Fazıl çalkantılı yıllarda haykırmış:

- “Bana bir minibüs dolusu adam verin, ihtilal yapacağım!”

İhtilal derken askeri darbeyi kastetmiyordu elbette...

Fikir adamlarının istikbal peşinde dolaşmalarına karşı duruşun bir ifadesiydi.

Ve isyanı...

*

Rüzgârın estiği her yere yel değirmenlerini kuran piyonistlerin sayısı çoğaldıkça o bir minibüs dolusu adamı öldüğü güne kadar bulamadı Necip Fazıl.

Çünkü hemen herkes uzlaşı hesaplarını yapmaktaydı.

Ve bir minibüs dolusu adam yerine bir minibüs dolusu altının peşindeydiler...

*

Dağ gibi bir duruş sergileyenler ise “Ağaçlar ayakta ölür” misali piyonizme direniyor hâlâ.

Yarınları kurtarma ve geçim kaygısıyla yaşayanlara inat...

Bu duruma yüzyıllar önce isyan eden Shakespeare demiş ki:

- “Değmez bu yangın yeri, avuç açmaya değmez.”

*

“Biz insanlar uzlaşarak avunuruz” diyen İsmet Özel ekliyor:

- “Uzlaşmaların neyin hatırına yapıldığından habersizsek, henüz uyanmamışızdır.”

Uyanış dediğimiz şeyin, kendi varlığını, kendinin var olduğunu, ortamı ve çevresi tarafından var kabul edilme şartlarını hiçe sayacak bir biçimde kavramak suretiyle gerçekleşebileceğine dikkat çeken İsmet Özel diyor ki:

- “Kendi uyanışımızdan başka bir uyanışa şahit olamayacağımız için, uyanış ödünç alınamaz.”

*

“Bu tartışmanın Türklerin ayakları altında kalan zemini, 27 Mayıs 1960 sabahı kayganlaştırıldı” diyerek uyuyanları uyandırmaya ve umutsuzluğun yaşandığı bir coğrafyada umut ışığını yakmaya çalışan İsmet Özel şöyle diyor:

- “Yarım asra yaklaşıyor ki kayganlığın zilletini yaşıyor Türkler.”

Kaç kişi uyanabildi bilmiyoruz...

*

Bu kayganlığın zilleti yüzden etrafımız bir ateş çemberi...

İçimiz piyonistlerle dolu...

Kimi şehirlerde, kimileri dağlarda eşkıyalaşıyor...

Ve hainleşebiliyor...

*

Kaç asırdan beri arkadan hançerleniyoruz bilmiyoruz ama on altı devletin böyle yıkıldığını iyi biliyoruz...

İçimizdeki piyonistler, dışımızdakileriyle uzlaştıkları müddetçe o minibüs hiç dolmayacak...