Yıl:40  Sayı: 401  NİSAN  2021 Mükellef 

 
 
VERGİ TEVKİFATI VE KDV UYGULAMASI


ASMMMO BAŞKANI TURGUT BAHADIR
TEVKİFAT UYGULAMALARI YENİDEN DÜZENLENMELİ

KDV tevkifatı giderek yaygınlaşan bir vergi toplama yöntemine dönüşmüş olup uygulamanın sürdürülmesi vergi tahsilatına olumlu katkı sağlamaktadır. Ancak satıcı tarafından faturada gösterilmeyen tevkifatın ödenmesinden alıcının sorumlu tutulması bu uygulamanın yeniden gözden geçirilmesini zorunlu kılmaktadır

I – TEVKİFAT NEDİR:

Tevkifat dilimize Arpça’dan girmiştir. Tevkif kelimesinin çoğul (Tevkifatlar) halidir. Tevkif; durdurma, alıkoyma, tutuklama anlamına gelir. Vergi kanunlarımızda Tevkifat kullanılmaktadır. Günlük hayatta genellikle tevkifat yerine stopaj kelimesi de kullanılır . Stopaj dilimize Fransızcadan geçmiştir. Tevkifat ve stopaj vergicilikte kesinti anlamında kullanılır. En kolay tanımı ile kazanca ilişkin tutarın ilgiliye ödenmesi aşamasında, gelir henüz sahibinin eline geçmeden kesilen ve o kişi adına vergi dairesine yatırılan bir vergidir. Bu uygulama gelir ve kurumlar vergisinde muhtasar beyanname ile Katma değer vergisinde ise iki nolu KDV beyannamesi ile yapılmaktadır.
Vergi Kanunlarımızda gelecekte ödenecek vergiyi güvence altına almak amacıyla Vergi güvenlik müesseseleri olarak adlandırdığımız çeşitli düzenlemeler yapılmıştır. Vergi güvenlik müesseselerinin en etkilisi Vergi tevkifatı olarak karşımıza çıkar. Öyle ki 2019 yılında toplanan gelir vergisinin % 90.8 i tevkifat yolu ile gerçekleştirilmiştir. Daha az olmakla birlikte Kurumlar vergisi ve Katma Değer vergisinde de tevkifat yaygın şekilde uygulanmaktadır.

III – KATMA DEĞER VERGİSİ TEVKİFATI

Gelir ve Kurumlar vergisinde; birine ödenen paradan vergi yasalarının belirlediği ölçüde yapılan ve vergi dairesine yatırılan kesinti olarak karşımıza çıkar. Gelir ve Kurumlar Vergisinde kira ödemesi gibi bazı işlemlerde fatura veya fatura yerine geçen bir belgenin düzenlenmesi zorunluluğu bulunmamaktadır. İşyeri kira ödemelerinde herhangi bir belge düzenlenme zorunluluğu bulunmazken banka ve benzeri finans kurumları aracılığı ile ödeme zorunluluğu bulunmaktadır. Banka dekontu ispat edici belge kabul edilir. Gelir ve Kurumlar Vergisine tabi bir kazanca ilişkin tutarın ilgiliye ödenmesi aşamasında, gelir henüz sahibinin eline geçmeden kesilir ve o kişi adına vergi dairesine yatırılır.

Katma değer Vergisinde tevkifat uygulaması Fatura üzerinden yapılmaktadır. Fatura içerisinde yer alan KDV tutarının belirli bir oranının alıcı tarafından ödenmesini sağlayan kesinti yöntemiyle KDV tutarının bir kısmını satıcı öderken bir kısmını da alıcı ödemiş olur.

Problem Hesaplanan KDV’ ni hizmet sektöründe ağır bir yüke dönüşmesinden kaynaklanır. Hizmet sektöründe KDV indirimine tabi girdilerin büyük bir kısmı KDV ye tabi olamayan işçilik vb. kalemlerden oluşur. Örneğin temizlik hizmeti veren işletmelerin indirilecek KDV’si sadece temizlik malzemesi alımındaki vergiden ibarettir. Bu ve benzeri hizmet sektörlerinde işçilik gibi temel girdilerde KDV bulunmaması, hesaplanan KDV’nin ise toplam hizmet bedeli üzerinden alınması KDV tahsilatında risk oluşturmaktadır. Bu nedenle tevkifat uygulaması ödemenin bir kısmının alıcıya sorumlu sıfatı ile yüklenmesi şeklinde ortaya çıkmaktadır.

KDV tevkifatının yaygın olarak uygulanmaya başlanması 2012 yılı mayıs ayından itibaren 117 sıra numaralı KDV tebliği ile yürürlüğe girmiş, daha sonra çıkarılan tebliğlerle bu sayısı 123 e ulaşmış ve Gelir İdaresi bu tebliğleri “Genel uygulama Tebliği” olarak tek tebliğe indirgemiştir. Tevkifat uygulamasının yasal dayanağı KDV kanununun 9.maddesinde “Mükellefin Türkiye içinde ikametgâhının, işyerinin, kanunî merkezi ve iş merkezinin bulunmaması hallerinde ve gerekli görülen diğer hallerde Maliye Bakanlığı, vergi alacağının emniyet altına alınması amacıyla, vergiye tabi işlemlere taraf olanları verginin ödenmesinden sorumlu tutabilir.” İfadesi ile yer almaktadır. Bu maddenin Maliye Bakanlığına verdiği yetkinin Anayasanın 73. Maddesine aykırı olduğu yaygın bir görüştür. Bakanlığa vergi politikalarının oluşturulması ve uygulanması ile ilgili olarak görüş bildirmek ve bu konularda araştırma ve çalışmalar yapmak üzere kurulan Vergi Konseyinin görüşü de bu yöndedir.
Gelir ve kurumlar vergisinde tevkifat ödemeye bağlanmıştır. Ücret, kira, serbest meslek hizmet alımı ya da istihkak bedelleri üzerinden tevkifat bu hizmet bedellerine ilişkin ödemenin nakden ya da hesaben yapıldığı anda yapılmaktadır. Ödeme yapılmadan tevkifat yapılmazken KDV de ödeme dikkate alınmaz. Katma Değer Vergisinde vergiyi doğuran olay mal teslimi ya da hizmet ifasına bağlanmış, dolayısıyla düzenlenen faturada gösterilme zorunluluğu getirilmiştir.

Satıcı tarafından düzenlenen faturada hizmetin veya malın tabi olduğu oranda tevkifat ayrıca gösterilir ve bu tutar alıcı tarafından satıcıya ödenmeyip iki nolu beyanname ile beyan edilir. Uygulamadaki problemler bu aşamada ortaya çıkmaktadır. Satıcı düzenlediği faturada tevkifat tutarını göstermezse ya da hatalı gösterirse ne olacaktır. Vergi konseyi raporunda bu durumla ilgili şu değerlendirmeyi yapmaktadır: “Tevkifat işlemlerinde alıcının rolü tamamen pasif ve sorumluluğu da tali olduğu halde, tevkifatın satıcı tarafından düzenlenen belgelerde doğru gösterilmesi ve yapılması sorumluluğu alıcıda kalmaktadır. Satıcının tevkifatlı faturayı hatalı düzenlemesi sebebiyle tevkifatın hatalı-eksik yapılmış olması durumunda da, sorumluluğun tevkifatlı faturayı hatalı düzenleyen tarafa ait olması gerekir.”
Vergi Konseyi tarafından açıklanan ve tamamen haklı olan bu görüşe yasal mevzuat nasıl bakmaktadır onu görelim. 21 Sıra numaralı KDV Genel tebliğinde yer alan açıklama şöyledir:
“Sorumlu sıfatıyla beyan edilmeyen veya eksik beyan edilen KDV tutarının satıcı tarafından beyan edilmiş ve Hazineye ödenmiş olması halinde sorumlu adına yapılacak tarhiyatta vergi aslı aranmaz. Sorumlu tarafından beyan edilip ödenmesi gerekirken satıcı tarafından beyan edilen ve Hazineye ödenen bu verginin normal vade tarihinden ödendiği tarihe kadar hesaplanan gecikme faizi alıcıdan aranır.
Söz konusu vergi satıcı tarafından beyan edilmiş olmakla birlikte, tahakkuk eden verginin ödenmemesi veya ödenecek KDV çıkmaması nedenleriyle Hazineye ödenmeyen vergi ile buna bağlı ceza, faiz ve zamlar alıcıdan aranır.” Özetleyecek olursak satıcının faturada göstermediği tevkifat tutarı eğer bir nolu beyanname ile yatırılmışsa vergi aslı ayrıca alıcıdan aranmaz, ancak gecikme faizi aranır. Peki Satıcının devreden KDV si varsa, bu nedenle ödenecek vergisi çıkmazsa, o zaman Hazineye ödenmeyen vergi ile buna bağlı ceza, faiz ve zamlar alıcıdan aranır.
Bu uygulamanın mantığı nereye dayanmaktadır ona bakalım. Vergi Usul Kanunu vergiciliğin Anayasasıdır, genel kuralları içerir. Anılan kanunun 232. Maddesinde satıcıların fatura düzenlemek ve vermek, alıcıların da fatura istemek ve almak zorunda oldukları, 236. Maddesinde de serbest meslek makbuzu ile ilgili aynı uygulamanın geçerli olduğu hüküm altına alınmıştır.
353. Maddesinde ise “Verilmesi ve alınması icabeden fatura, gider pusulası, müstahsil makbuzu ile serbest meslek makbuzlarının verilmemesi, alınmaması,…bu belgeleri düzenlemek ve almak zorunda olanların her birine, her bir belge için 380 TL Türk lirasından aşağı olmamak üzere bu belgelere yazılması gereken meblağın veya meblağ farkının %10'u nispetinde özel usulsüzlük cezası kesilir.” Hükmü yer almaktadır.
Bu maddeleri bir örnekle uygulamaya dönüştürelim. Bir tüccardan 5000 TL tutarlı bir mal aldınız ve parasını ödediniz. Faturayı istediniz isteme fiilini de yerine getirdiniz ancak size fatura verilmedi. (Örnek Serbest Meslek Makbuzu için de geçerlidir.) O faturayı nasıl alacaksınız. Faturayı alamazsanız cezanız belli (5.000x%10) = 500.TL. Peki burada alıcıyı faturayı almamasından dolayı nasıl suçlayabiliriz. Alıcının istemesine rağmen Fatura satıcı tarafından verilmiyor ancak biz gene de ceza keseriz demememizi nasıl izah edebiliriz. Bu suçluyu ya da kusurluyu cezalandırırken aynı cezayla suça maruz kalanı da cezalandırmak olmaz mı? Bir uygulamanın yasaya dayanıyor olması her zaman adil olduğu anlamına gelmiyor. KDV tevkifatında alıcının durumu bu. Anca başka bir kanun bu konuda daha adil bir düzenleme içeriyor. Borçlar Kanunu’nun İfa imkansızlığı başlıklı 136 maddesi şöyle: “Borcun ifası borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeplerle imkânsızlaşırsa, borç sona erer.”

Burada sadece Katma Değer Vergisine ilişkin KDV tevkifat konusu ele alındı. Vergi kanunlarımızdaki bu ve benzer maddeleri gözden geçirme zamanı gelmemişmidir?

III – 2 N0’LU KDV BEYANNAMESİ GEREKLİ Mİ:

Gelir İdaresi Başkanlığı zor şeyleri kolaylıkla başarabilen bir kuruluş. Bunda personel eğitiminin payı büyük. Çok iyi yetişmiş kadroya sahip. SGK Prim hizmet Beyannamesi ile muhtasar beyannamenin birleştirilmesi birbirinden tamamen bağımsız birbiri, ile ilişkisi olmayan iki konunun tek beyannamede birleştirilmesi takdir edilmesi gereken bir çalışma. Bu uygulamanın yıllar içinde giderek büyüyen Sosyal güvenlik bütçesi açıklarının da kapatılmasında rol oynayacağı görülmektedir. Bu kadar karmaşık ve zor uygulamayı tek bir beyannameye dönüştürmeyi başaran bir kurumun 2 nolu KDV beyannamesinde ısrar etmesini anlamak güç. Gerçekten 2 nolu beyanname niye var. Bir nolu beyannamede ayrı bir bölüm açılarak tek beyannameye dönüştürülemez mi? KDV beyannamesinin bir nolu, iki nolu beyanname diye ayrı beyannameye dönüştürülmesi vergi tahsilatını artırmayacağı gibi devletin arşiv yükünü ağırlaştırmaktan başka bir işe yaramaz. Meseleye damga vergisi açısından bakılıyorsa bu iki beyanname birleştirilerek damga vergisi artırılabilir. Yapılacak şey iki nolu KDV beyannamesi için bir nolu beyannamede bir bölüm açılmasıdır.

IV–35 SIRA NUMARALI KDV GENEL TEBLİĞİ İLE YAPILAN DÜZENLEMELER

KDV tevkifatında sorumlu tutulanlar; KDV mükellefleri ve belirlenmiş alıcılar olarak iki gurupta toplanmıştı. 35 Sıra numaralı KDV tebliği ile Sigorta ve reasürans şirketleri, Sendikalar ve üst kuruluşları, Vakıf üniversiteleri, Mobil elektronik haberleşme işletmecileri de belirlenmiş alıcı olarak ilan edildi. Anılan tebliğ ile reklamcılık hizmetleri ve karayolu yük taşımacılığı tevkifat kapsamına alındı. KDV mükellefleri ve Belirlenmiş alıcılar tarafından bu hizmetler karşılığında yapılacak ödemeler üzerinden reklamcılıkta 3/10 yük taşıma hizmetlerinde 2/10 oranında tevkifat yapılacak. Yürürlük tarihi 1 mart 2021. Reklam hizmetlerinde yapım işlerinde olduğu gibi alt taşeronlar da kervana dâhil edildi. Bu eklemelerin yanı sıra tevkifat oranlarında ciddi artışlar da aynı tarihte yürürlüğe girmiş bulunmaktadır.
Esas değişiklik tebliğin 15. Maddesinde bulmaca gibi bir cümleyle yapıldı. Cümle şöyle: Tebliğin (I/C-2.1.5.1.) bölümünün ikinci paragrafında yer alan “şartı aranmaz” ibaresi “şarttır” olarak değiştirilmiştir.
35 numaralı tebliğden önce söz konusu bölümdeki cümle şöyleydi “İade taleplerinin yerine getirilmesinde, alıcı tarafından 2 No.lu KDV Beyannamesi ile beyan edilen ve tahakkuk ettirilen KDV’nin ödenmiş olması şartı aranmaz.”
Tebliğden sonra cümle şu şekilde düzeltildi: İade taleplerinin yerine getirilmesinde, alıcı tarafından 2 No.lu KDV Beyannamesi ile beyan edilen ve tahakkuk ettirilen KDV’nin ödenmiş olması şarttır.
Bu düzenleme ile tevkifat nedeniyle yapılacak iadelerde bundan böyle ciddi sorunlar beraberinde getirecektir. Sadece sorun yaşanmakla kalmayacak aynı zamanda başkasının vergi ödevini yerine getirmemesi nedeniyle iade alacak mükellefler de mağdur edilmiş olacaktır.

V – SONUÇ

KDV tevkifatı giderek yaygınlaşan bir vergi toplama yöntemine dönüşmüş olup uygulamanın sürdürülmesi vergi tahsilatına olumlu katkı sağlamaktadır. Ancak satıcı tarafından faturada gösterilmeyen tevkifatın ödenmesinden alıcının sorumlu tutulması bu uygulamanın yeniden gözden geçirilmesini zorunlu kılmaktadır.
Tevkifatın ayrı bir beyanname ile beyan edilip ödenmesi devletin arşiv yükünü artırmanın yanı sıra mükellefe ek bir damga vergisi, beyannameyi veren mali müşavire ek bir iş yüklemektedir. Bir nolu beyannamede ayrı bir bölüm açılarak işlem pratik hale getirilebilir.
Otuz beş numaralı tebliğ ile iade alacağında; alıcının tevkif ettiği vergiyi ödememesi halinde satıcıya iade yapılmayacağının açıklanması KDV iadesinde yeni problemlere yol açacaktır.

04-05-2021  Turgut Bahadır / ASMMMO Başkanı
 

Ana sayfaya dön